fbpx
  • Home
  • Genel
  • Tesettür ile İlgili Kur’an’ın Hükmü Nedir?

Tesettür ile İlgili Kur’an’ın Hükmü Nedir?

Kur’an-ı Kerim’de Örtünme!

Tesettür, diğer bir kullanımıyla örtünme konusu, üzerine pek çok görüş belirtilen ve tartışılan bir konudur.
Aslında Allahuteala (c.c.) mü’min kadınların örtünmesi ile ilgili ayet-i kerimelere Kur’an’da yer vermiş ve tartışmaya gerek kalmayacak şekilde açık bir dille Müslüman kadının tesettür anlayışı anlatmıştır.

Kur’an’da bazı ayetlerde Müslüman kadınların örtünmesi konusuna değinilmiş olsa da burada dikkat edilmesi gereken bir ayet vardır. O da
Nûr suresinin 31. ayet-i kerimesidir. Bu ayette “humurihinne (خُمُرِهِنَّ)” kelimesi geçmektedir. Bu kelimedeki kök olan”humur” da “hımâr (خمار)” kelimesinin çoğul kullanımıdır.

Bütün Arapça kaynaklar ve sözlüklerde de “hımar” kelimesi herhangi bir örtüden ayrılarak “kadınların örttüğü baş örtüsü – kadının başörtüsü – kadının başını kapattığı / gizlediği örtü” gibi anlamları karşılamaktadır.

Birçok kişi bu anlamı ve kullanımı görmezden gelerek hımarın anlamının ‘başörtüsü’ değil sadece ‘örtü’ anlamına geldiğini savunmaktadır. O yüzden de hımar ile örtülmesi gereken yerin baş değil, sadece göğüs ya da yaka açıklığı olduğunu belirtmektedirler.

Oysa ki kaynaklara ve Arapların tarih boyunca kelimeyi kullanım biçimlerine bakınca görülür ki; el- hamr örtü için kullanılırken hımar sadece kadınların başlarına örttükleri örtü için kullanılmıştır. Arap coğrafyasında erkekler de kafalarını kapattığı halde sadece kadınların kafalarını kapattıkları örtüye hımar denilmektedir.

Hımar kelimesinin olduğu yerde “baş, saç” diye ayrıca bir detaylandırmaya gerek yoktur. Çünkü hımar zaten kadınların başını öttüğü örtü için kullanılır. Bu baş ve saç kelimeleri arayışını dilimizden örnekleyecek olursak “kulaklık” kelimesinden “kulak kulaklığı” diye bahsetmeye ya da “şapka” kelimesinden “kafa şapkası / baş şapkası” gibi bahsetmeye benzer.

Zaten ayetin ilgili kısmına dikkat edilirse anlam bütünlüğü açısından başka türlü bir örtüden bahsedilemeyeceği de anlaşılacaktır;

“Mümin kadınlara da söyle (…) Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar …” (Nûr, 24/31)

Anlam bütünlüğü açısından bakıldığında da anlaşılıyor ki; bölümü yakayı kapatacak olan tek özel örtü, ancak başörtüsü olabilir.
Eğer bir kısmının da yakayı örtmesi, yakaya sabitlenmesi istenilen ayrı bir örtüden bahsediliyor olmasaydı, sadece gerdanı kapatmaktan bahsedilecek, esas vurgulanacak kısım bu olacak olsaydı şüphesiz Arapların sadece kadınların başını örttükleri örtü için ayrıca kullandıkları kelime olan hımarın çoğulu kullanılmaz ve gömleğin yakasını kapatmaktan ya da kapalı yakası olan giysiler giymekten bahsetmek yeterli olacaktı.

Bu ayetin esas emri, sadece yaka açığını kapatmak olsaydı bu emir direkt olarak verilerek yaka açıklığının (ceyb) kapatılması emredilirdi.
Fakat onun yerine “hımâr ile yakanızı da kapatın” denilmiştir.

Şüphesiz Allah’ın (c.c.) kitabında hiçbir kelime boş yere değildir!

Kur’an’da Örtünme ile İlgili Ayetler

Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi… İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).
A’râf Sûresi, 26. Ayet

“Ey Âdem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.”
A’râf Sûresi, 31 – 32. Ayetler

“Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”
Nûr Sûresi, 31. Ayet

“Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.”
Nûr Sûresi, 60. Ayet

“Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Ahzâb Sûresi, 35. Ayet

“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.”
Ahzâb Sûresi, 59. Ayet

Bir cevap yazın